20 Haziran 2026 Cumartesi

200 Avroluk Bir VanMoof X3'ü Yeniden Hayata Döndürmek

 

VanMoof, yıllar boyunca şehir içi ulaşımı yeniden tanımlamaya çalışan yenilikçi elektrikli bisikletleriyle dikkat çekti. Markanın ürün gamında uzun süre iki farklı tasarım dili öne çıktı: S ve X serileri. S serisi, daha büyük kadro yapısıyla klasik bir şehir bisikleti görünümüne sahipken, X serisi 24 inç tekerlekleri ve kompakt yapısıyla daha çevik, daha küçük bir alternatif sunuyordu.

Bir süre kullandığım VanMoof S2’den oldukça memnun kaldığım için, koleksiyonuma bir gün mutlaka bir X serisi eklemek istiyordum. O fırsat geçtiğimiz aylarda karşıma çıktı. Yaşadığım şehirdeki bir bisikletçinin satışa çıkardığı arızalı bir VanMoof X3 ilanını gördüm. Bisiklet çalışmıyordu ancak fiyatı oldukça cazipti: sadece 200 avro.

Bu rakam ilk bakışta sıradan görünebilir. Ancak ikinci el piyasasında çalışan ya da profesyonelce yenilenmiş bir VanMoof X3'ün genellikle 1.000 ile 1.300 avro arasında alıcı bulduğunu düşünürsek, bu satın alma aslında başlı başına bir maceranın başlangıcıydı.

VanMoof X3 Hakkında


Vanmoof X3 Black

Vanmoof X3 Black








VanMoof X3, 155 ila 200 cm boy aralığındaki kullanıcılar için tasarlanmış kompakt bir şehir bisikleti. Yaklaşık 21 kilogram ağırlığındaki bu model; 504 Wh kapasiteli bir batarya, 59 Nm tork üreten 250W ön tekerlek motoru ve markanın oldukça iddialı elektronik otomatik vites sistemiyle geliyor.

Öne çıkan özellikleri arasında:

  • 250W ön tekerlek motoru
  • 59 Nm tork
  • Elektronik kontrollü 4 vitesli otomatik göbek sistemi
  • 25 km/s hıza kadar pedal desteği
  • Turbo Boost düğmesi
  • 60–150 km arasında değişen menzil
  • Entegre GPS takip sistemi
  • Kick Lock hırsızlık önleme sistemi
  • Hidrolik disk frenler

Kısacası X3, yalnızca bir elektrikli bisiklet değil; aynı zamanda tekerlekler üzerinde hareket eden bir teknoloji platformu.

Satın Aldığımda Durum Pek İç Açıcı Değildi

Bisikleti satın aldığımda satıcının verdiği arıza raporu oldukça tanıdıktı. VanMoof'un en meşhur ve ne yazık ki şirketin kötü ün kazanmasına sebep olan problemlerinden biri olan kablo demeti (wiring harness) arızası bu bisiklette de mevcuttu.



Bu arıza nedeniyle:

  • Motor desteği çalışmıyordu.
  • Elektronik vites sistemi devre dışıydı.
  • Korna işlevsizdi.
  • Turbo Boost butonu tepki vermiyordu.

Tek sevindirici haber, gövde içine entegre edilmiş ana bataryanın oldukça sağlıklı durumda olmasıydı. Bataryanın sağlık değeri (SOH) %98 olarak ölçülmüştü.

En Büyük Sorun: Kablo Demeti

Tamir sürecine başlamadan önce yapılması gereken ilk iş kablo demetinin değiştirilmesiydi.

İlk etapta bunun kolay olacağını düşündüm. VanMoof S3 için internette çok sayıda yedek parça bulunuyordu. Ancak X3 için durum tamamen farklıydı. Haftalar süren aramalardan sonra nihayet bir satıcıda uygun parçayı bulabildim ve 130 avroya satın aldım.

Yetkili ya da uzman bir bisikletçi bu tamir için benden yaklaşık 450 avro talep ediyordu. Bu ücretin içine kablo demeti de dahildi. İlk başta işlemi kendim yaparak ciddi miktarda tasarruf edebileceğimi düşündüm.

Fakat araştırmalar ilerledikçe durumun pek de basit olmadığını anladım.

İnternet forumlarında ve tamir videolarında birçok kişinin kablo demeti değişiminde başarısız olduğunu gördüm. Sebebi ise VanMoof'un özel servis ekipmanlarından birine ihtiyaç duyulmasıydı. Bu aparat olmadan yeni kablo demetini şase borusunun içerisinden geçirip yerine oturtmak neredeyse imkânsızdı.

3D Yazıcı ile Üretilen Kurtarıcı Parça

Forumların birinde bu özel aparatın fotoğrafına rastladım. Daha da ilginci, bir kullanıcı aparatın 3D modeli dosyasını paylaşmıştı.

Şanslıydım.

Yakın bir arkadaşımın 3D yazıcısı vardı. Dosyayı ona gönderdim ve parçayı basmasını rica ettim. Daha sonra bu aparatı bir metre uzunluğundaki 15 mm bakır su borusunun ucuna sabitleyerek kendi servis aracımı üretmiş oldum.

Artık tamire başlamaya hazırdım.

İnternette Gizlenmiş Eğitim Videosu

Ancak işin zorlu kısmı yeni başlıyordu.

Karşılaştığım en büyük problemlerden biri, X3 modeline ait ayrıntılı söküm videolarının neredeyse hiç bulunmamasıydı. İnternetteki içeriklerin büyük çoğunluğu S3 modeli üzerine hazırlanmıştı ve iki bisikletin iç yapıları düşündüğümden çok daha farklıydı.

Tam umudumu kaybetmeye başlamışken forumlarda dolaşırken gizlenmiş bir YouTube bağlantısına rastladım.

Bu video normal aramalarda görünmüyordu. Özel bağlantıyla erişilebilen içerik, VanMoof'un yetkili servislerine yönelik hazırladığı teknik eğitim videosuydu. Kablo demetinin nasıl değiştirileceğini adım adım anlatıyordu.

Videoyu birkaç kez izledikten sonra işe koyuldum.

Bisikleti tamamen söktüm ve eski kablo demetini çıkardım.

Tasarım Hatası ve Kaçınılmaz Son

Söküm sırasında ilginç bir ayrıntı fark ettim.

Bisiklet üzerindeki kablo demeti daha önce de değiştirilmişti.

Yaklaşık 4.500 kilometre kullanılmış bu bisiklette ikinci kez aynı arızanın yaşanmış olması şaşırtıcı değildi. Çünkü sorun yalnızca parçanın ömrüyle değil, tasarımın kendisiyle ilgiliydi.

Ön çatal sağa ve sola döndükçe kablo demeti şase içerisindeki dar bir noktada sıkışıyor, zamanla eziliyor ve sonunda kopuyordu.

VanMoof bu durumu engellemek için direksiyon dönüşünü sınırlandıran bir vida kullanmıştı. Ancak bu çözüm yeterli değildi. Direksiyon hâlâ kabloya zarar verecek kadar dönebiliyordu.

Bu nedenle yeni kablo demetini takarken ön maşadaki sınırlayıcı vidayı daha geniş başlı bir vida ve ek pul ile değiştirdim. Böylece direksiyonun dönüş açısı biraz azaltıldı ve kablo üzerindeki baskı büyük ölçüde ortadan kalktı.

Montaj sonrasında bir endoskop kamerası yardımıyla sistemi kontrol ettim. Direksiyonu her iki yöne sonuna kadar çevirdiğimde artık kablonun ezilmediğini görmek büyük bir rahatlama sağladı.

Fren Hattı ile Mücadele

Tamirin bir diğer zorlu bölümü ise arka hidrolik fren hattıydı.

Fren hortumu şase içerisinden geçtiği için demontaj sırasında ciddi uğraş gerektiriyordu. Ne kadar denesem de hortumu zarar vermeden sökmeyi başaramadım ve sonunda kesmek zorunda kaldım.

Bu da fren hattının yeniden hazırlanması, uçlarının preslenmesi, fren yağının doldurulması ve sistemdeki havanın alınması gibi ek işlemleri beraberinde getirdi.

Uzun uğraşların ardından nihayet bisikleti yeniden toplamayı başardım.

İlk Çalıştırma ve Yeni Bir Sorun

İlk açılış anını hâlâ hatırlıyorum.

Lambalar yanıyordu.

Otomatik vites çalışıyordu.

Kick Lock sistemi sorunsuz devreye giriyordu.

Fakat her şey yolunda değildi.

Korna çalışmıyordu.

Turbo Boost düğmesi tepki vermiyordu.

En önemlisi ise motor hâlâ pedal desteği sağlamıyordu.

Hemen Korna düğmesinin testleri yaptım. Düğme bozuktu ve hemen yenisini sipariş verdim ve değiştirdim. Korna düğmesi aynı zamanda bisikletin çalıştırılması içinde kullanılıyor bu yüzden iki işlevi birden düzeltmiş oldum.

Moraller biraz bozulmuş olsa da bu noktadan sonra geri dönmek mümkün değildi.

Suçlu: Yanmış MOSFET'ler

Yaptığım araştırmalar sonunda asıl problemin kontrol ünitesinde olduğunu ortaya çıkardım.

Kablo demetinin şase içerisinde sıkışıp yalıtımının zarar görmesi bazı hatların kısa devre yapmasına neden oluyordu. Bu kısa devre ise motor kontrol ünitesindeki MOSFET'leri ve sürücü devresini yakıyordu. 

Kontrol kartı içerisinde bulunan altı adet MOSFET ve MOSFET sürücüsü, bu arızaların en sık görülen kurbanlarıydı.

Sonunda internette bu konuda uzmanlaşmış bir tamirci buldum. Kontrol ünitesini göndererek tüm MOSFET'lerin ve sürücü devresinin değiştirilmesini sağladım.

Tamirin bedeli 130 avroydu.

Sonuç: Başarılı Bir Restorasyon

Onca emeğin, araştırmanın ve sayısız saatin ardından proje mutlu sonla tamamlandı.


Yaptığım masraflar şu şekildeydi:

  • Kablo demeti: 130 avro
  • Kontrol ünitesi tamiri: 130 avro
  • Tamir malzemeleri ve ekipmanlar: 100 avro
  • Bisikletin satın alma bedeli: 200 avro

Toplam: 560 avro

Bugün çalışan ve bakımları yapılmış bir VanMoof X3'ün ikinci el piyasasında 1.000–1.300 avro arasında satıldığı düşünüldüğünde, bu proje yalnızca ekonomik bir kazanç sağlamadı. Aynı zamanda modern bir elektrikli bisikletin karmaşık dünyasına açılan öğretici bir yolculuk oldu.

Bazen bir projenin gerçek değeri, sonunda ortaya çıkan sonuçtan çok, o sonuca ulaşırken öğrenilenlerdir. Bu VanMoof X3 de benim için tam olarak böyle bir hikâyeydi: hurda olarak görülen bir bisikletin, sabır, araştırma ve biraz da mühendislik merakı sayesinde yeniden yollara dönmesinin hikâyesi.

4 Eylül 2025 Perşembe

Hollanda Krallığı koleksiyonunda Osmanlı Devleti izleri ve hatıraları.

Büyük Osmanlı Devleti döneminde Avrupa ile ilişkiler sürekli var olmuştur. Yaşadığımız Hollanda devleti ile de bir çok konuda ilişkiler geliştirilmiş ve bir çok anlaşmalar da yapılmıştır.

Bugün sizlere Hollanda Krallığının yüzyıllar içinde oluşan koleksiyonundan iki güzel ayrıntıyı paylaşmak istiyorum.

Bildiğiniz gibi, Ayasofya Camii 1850 li yıllarda Padişah Abdülmecid Han'ın talimatıyla görevlendirilen Gaspard Fossati  tarafından restore edilmişti. İşte o dönemde Ayasofya Caminin yüksek kalitede resimleri ile bir fotoğraf albümüde hazırlanmış ve Padişahımıza taktim edilmiş.

Bu albüm Prof. Dr. Ahmet Akgündüz tarafından 2005 senesinde "Üç Devirde Bir Mabed Ayasofya" ismi ile muhşem bir baskı ile yayımlandı. 

Aynı dönemde Gaspard Fossati tarafından albümün bir kopyasının Hollanda Kralı III. Willem (1817-1890) hediye edilmiş. İşte bu kopya şuanda Hollanda Krallığı koleksiyonunda bulunmakta. 

Aşağıdaki link ile bu güzel hatıraya ulaşabilirsiniz.

https://www.koninklijkeverzamelingen.nl/collectie/aya-sofia-constantinople-as-recjid-6635


Koleksiyonda bulunan diğer bir hatıra ise Osmanlı Devleti'den bir grup yetkilinin 18 Mayıs'dan 29 Temmuz 1899 tarihine kadar süren ve Hollanda'nın Lahey şehrinde yapılan ve 26 devletin katıldığı I. Barış Konferansına ait. İsimleriyle ve fotoğraflarıyla birlikte koleksiyonda ki bu hatıra da oldukça güzel.

Heyet Başkanı Turkhan paşa ayrıca kayıt altına alınmış, Diğer kayıtta ise bütün heyet birlikte hatıra fotoğrafı çekilmiş. Kayıtta bütün heyetin isimleride bulunmakta.

Aşağıdaki link ile bu güzel hatıraya ulaşabilirsiniz.

https://koninklijkeverzamelingen.nl/collectie-online/objects/54876

https://koninklijkeverzamelingen.nl/collectie-online/objects/54907


Selamlar

13 Mayıs 2025 Salı

Van Moof 2018 model Electrified S2 E-bike deneyimlerim


  Bir aydan beridir kullandığım VanMoof S2 hakkında bazı deneyimlerimi yazmamın iyi olacağını düşünüyorum. Kullanma kılavuzunda yazmayan ve hatta bir çok deneyimlerini paylaşanların yazdıklarında da görmediğim bazı detayları yazmaya çalışacağım.

    Genel olarak oldukça güzel bir bisiklet olduğunu gördüm, sessiz ve akıcı bir şekilde yolda ilerleyebiliyorsunuz. Elektrik motoru ön tekerlek üzerinde, öncelikle motor desteği hakkında bir kaç fark ettiğim bilgiyi yazmak istiyorum;

    - 1. vites 20km hıza kadar çıkıyor ve sonrasında 2. vitese otomatik olarak atlıyor.

    - Bisiklet ile yokuş aşağı gittiğinizde hızı 30-35 km/h yi bulabiliyor. O sıra pedal çevirmeyi bırakırsanız vites tekrar birinci vitese geri dönüyor. Tekrar pedal çevirdiğinizde ikinci vitese geçmeniz için pedalı yüksek hızda çevirmeniz gerekiyor. Bu kullanım rahatlığı açısında olumsuz bir etki yapıyor. Hâlbuki bisikletin hızına göre ikinci viteste kalsa çok daha makul olurdu.

    - Pedal desteği 1 de ise, 17km hıza kadar destek devam ediyor ve sonrasında desteği kesiyor.

    - Pedal desteği 2 ve üzerinde de ise, ikinci vitese geçtikten sonra 25km hıza kadar destek devam ediyor ve sonrasında desteği kesiyor. 25km hıza kadar pedal desteği bir çok ülkelerde kanunlarla sınırlanmış durumda. Daha yüksek hızlara çıkmak için kendi gücünüzü kullanmak zorundasınız.

    - Pedal desteği 1 de 15-16km hızda ve düz yolda yeterli desteği sağlıyor. Fakat hafif yokuş yukarı tırmanışlarda bu desteği neredeyse hiç hissetmiyorsunuz. Ya turbo düğmesine basıp destek almanız yada pedalı kendi gücünüzle çevirmeniz gerekiyor.

    - Pedal desteğini iki yöntem ile değiştirebiliyorsunuz. Birinci yöntem cep telefonunuzda ki yazılım ile (ki bisikleti kullanırken oldukça zor ve güvenlik gereği durmanız gerekiyor) yada pedal çevirmeyi bırakıp turbo tuşuna basılı tutarak pedal desteğini değiştirmeniz gerekiyor. Bu iki işlemde dikkat dağıttığı için yoğun trafik ortamlarında zor bir işlem.

    - Özellikle pedal desteği 1 de oldukça düşük pil enerjisi kullanıyor. Benim hesaplamalarıma göre 100 km bu şekilde kullanabiliyorsunuz. Pedal desteği arttıkça tabii ki pil enerjisi hızlı bir şekilde bitiyor.

    - VanMoof S2 nin iki adet pili mevcut. 1. pil elektrik motorunu destekliyor. İkinci pil ise bisikletin yönetim modülü içinde ve bu pil hem dot matrix ekranı, alarm ve kablosuz bağlantı sistemlerini besliyor. Bir çok bilinçsiz kullanıcı uzun süre bisikleti şarj etmeden bıraktığında bisikletin üzerinde ki piller derin deşarja maruz kalıyor (deep discharge) ve bisiklet arıza yapıyor. Tamiri için modülün çıkarılması ve dışarıdan müdahale ile şarj edilmesi gerekiyor. Eğer başarılı olamaz ise mecburen bu pil modülünün değişmesi gerekiyor. Elektrikli bisiklet kullanımı oldukça dikkatli bakım gerektiren birşey. Bir çok elektrikli bisikletin arızası bilinçsiz kullanımdan kaynaklanıyor. 

    - S2 yi kullanmadığım her gün %2 civarı pili boşalıyor. Sessiz bir ortamda speakerdan özellikle hışırtı sesi geldiğini duydum. Kablosuz bağlantı çipinin aktif kalması ana sebeplerden biri olabilir. VanMoof S3 modelinde derin uyku özelliği ile bunun biraz önüne geçilmeye çalışılmış fakat pratikte ne kadar işe yaradığını bilemiyorum.

    - Elektrikli bisikletlerin rutubete karşı hassas olduğu biliniyor, sürekli dışarıda yağmur, kar veya aşırı rutubetli, soğuk ve aşırı sıcak ortamlarda kalmasının elektronik parçalara ve pillere yapacağı etki unutulmamalı. Bu konuda bir çok yorum ve deneyim okudum.

    - Elektrikli bisikletinizi uzun süre kullanmayacaksanız bu pillerin durumunu mutlaka göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Özellikle 2-3 ay dan fazla sürecek atıl kalma durumuna dikkat etmek gerekiyor. Telefonunuz sadece bluetooth özelliği ile bağlanabildiği için bisikletin üzerinde ki pil durumunu uzaktan görmek imkansız. Bunun için bisikleti bir yakınınıza bırakmanız ve her ay bir iki saat şarj etmenizi önerebilirim. Eğer bu da olmaz ise o zaman bir tane akıllı priz sistemi ile bisikletinizi şarjda bırakıp akıllı priz üzerinde ayda bir şarj edebilirsiniz. Bu sayede elektrikli bisikletinizin deep discharge denilen derin deşarja maruz kalmasını önleyebilirsiniz.

    - Unutulmaması gereken diğer bir konu ise, S2 nin üzerinde ki yönetim modülü de mini bir bilgisayar gibi çalışmaktadır, firmware güncellemeleri sayesinde bir çok teknik sorunların düzeltildiği görülüyor. Kullanma kılavuzlarında da belirtildiği ve önerildiği gibi garip sorunlar ortaya çıkarsa bu modülün yeniden başlatılması (reset) gerekebiliyor. Geçen günlerde bisiklet durduğu halde dot matrix ekranında sürekli karmaşık hız gösteriyordu. Bu bazen kontrol modülünün yeniden başlatılmasını gerektirebilir. Bu işlem cep telefonunuzun üzerinde ki VanMoof yazılımı içinden dot matrix ekranın resetlenmesi ile gerçekleştiriliyor. Bu işlemi başlattığınızda bisiklet resetleme işlemini yaptıktan sonra şarj aletinin bağlanması ile yeniden başlıyor. Bu yüzden şarj aletinin yanınızda olduğundan emin olmalısınız.


    - Dot matrix ekranın reset edilmesi işlemini yukarıda yazmıştım, bu işlem aslında yönetim modülünü kapatıyor. Uzun süre park halinde bırakılacak bisikleti bu işlem ile kapatıp park halinde bırakırsak modül içindeki pilin deşarj olma süresini uzatabileceğimizi düşünüyorum. Fakat bu uzun süreli bir test gerektireceği için sadece iki gün denedim ve gerçekten pil tüketimi durdu. Dolayısıyla uzun süreli park halinde bu yöntemin kullanılabileceğini düşünüyorum.

    - Diğer bir reset işlemi ise dot matrix ekranın altında bulunan speaker'ın üst köşesinde ki küçük bir düğmeye bir kaç saniye ucu sivri bir şey ile basmakla gerçekleştirilebilmektedir. Bu işlemi yaptığınızda sessiz bir ortamda iseniz hafif bir tık sesi duyacaksınız. Sonrasında resetleme işlemi tamamlanmış olacaktır.


30 Nisan 2025 Çarşamba

Amsterdam'ın ünlü bisiklet markası Van Moof ve 2018 model Electrified S2

      






 Van Moof, Amsterdam merkezli Hollanda’da üretilen bir bisiklet markasıdır. 2009 yılında iki kardeş tarafından kurulmuştur, Hollanda’nın doğal yapısı gereği yoğun bir bisiklet kullanımı bulunmaktadır. Van Moof şehir içi ulaşımda kullanılmak üzere, minimalist yani oldukça sade bisikletler üretmektedir. Son yıllarda ortaya çıkan elektrikli bisiklet teknolojisine ayak uydurarak iki farklı modelden oluşan şehir tipi bisikletleri dizayn etmiş ve üretmiştir. 
Van Moof S2 

  Van Moof 2023 yılında S5 modelini duyurmuş fakat bir kaç ay sonra finans problemleri yaşadığı için iflas baş vurusu yapmıştır. İflas başvurusundan sonra McLaren Applied firmasının alt şirketlerinden biri olan Lavoie firması tarafından satın alınmış ve yeniden yapılandırmaya giderek yeni bir başlangıç yapmıştır. 

Van Moof iki farklı model tasarımı yapmıştır. S serisi ve X serisi 3. Nesile kadar devam etmiş S5 modeli ile birlikte A5 modeli ile X modeli yerine A model ismi kullanılmaya başlamıştır. S4 yada diğer model satışa çıkmamıştır.

S2 modeli ile başlayan bir çok teknik problem S3 modellerinde de devam etmiştir. Hatta S5 modellerinin bile ilk çıkan serilerinde teknik problemler bulunmaktadır. Lavoie firması yönetime geldikten sonra S5 ve A5 modelinin bütün aktif parçalarını incelemeye almış, gelen bir çok şikayet ve arıza kayıtları incelenmiş ve sorunlu parçaların yeniden tasarımları yapılarak daha sağlam parçalara geçişi sağlanmış bulunmaktadır. Şu an firmanın kendi sitesi ve yetkili servislerinde satılan modeller Van Moof 2.0 ismi ile satılmaya başlanmıştır. Özellikle mobil yazılım ve bisikletlerin firmware güncellemelerine özen gösterilmiş ve süratle yeni sürümler yayınlanmıştır.

Van Moof un oldukça güzel ve sade olan klasik tasarımı bulunmaktadır ve klasik üçgen şase S modellerin tamamında benzerdir. X modellerin dizaynı da farklı olmakla beraber A serisinde değişmiştir.

Ben 2020 yılında ilk defa S2 modelini gördüğümde çok beğenmiştim fakat yeni fiyatları 2500 euro civarında satılıyordu. Tabii ki bu fiyat benim için oldukça yüksek bir meblağ olduğu için ikinci el ürünlere bakmaya başladım. Fakat zamanla S2 modellerde ortaya çıkan arızalar sebebiyle arızalanan bisikletlerin tamirinin zor ve firmanın iflasa gitmesi sebebi ve parça bulmanın zorluğu bu modellerin piyasasını neredeyse 10/1 e kadar düşürmüştü. Bende bu fırsatı değerlendirerek arızalı bir modeli uygun bir fiyata satın aldım. Birkaç müdahale ile şimdilik sorunsuz kullanmaya başladım.

Van Moof S2 hakkında biraz bilgi vermek gerekirse; 

    • Motor ve Güç: 250W'lık bir motor ile donatılmıştır ve 40 Nm tork sağlamaktadır. Motor ön tekerleğe bağlıdır.

    • Batarya: 36V 504 Wh kapasiteli şase içine entegre bir bataryaya sahiptir. Tam şarj ile yaklaşık 60-150 km arasında bir menzil sunar (kullanım tarzına bağlı olarak değişmektedir).

    • Akıllı Özellikler: 

        o Kick Lock: Arka tekerlekte yerleşik bir kilit sistemi vardır, tek bir dokunuşla bisikleti kilitlemenizi sağlar. Bisiklet hareket ettirilirse alarm devreye girer.

        o Hırsızlık Koruması: GPS izleme ve alarm sistemi ile donatılmıştır. Bisiklet çalındığında, VanMoof'un "Peace of Mind" hizmeti devreye girer. (Ücretli servisti ve şuanda bu servis bulunmamaktadır.)

        o Turbo Boost: Anlık hızlanma ve kalkış için bir düğme ile ekstra güç sağlar.

    • Tasarım: LED ön ve arka ışıklar şase üzerine entegre edilmiştir. Batarya ve diğer elektronik bileşenler şase içinde gizlenmiştir, ışıklar sensor ile karanlık ortamlarda otomatik yanacak şekilde ayarlanabilmektedir. Hız ve pil durumunu gösteren dijital ekran sele altı yatay boru üzerine yerleştirilmiştir. Bisiklet zili ve alarm dijital ses olarak speaker üzerinde verilmektedir.

• Vites Sistemi: Otomatik 2 viteslidir. 20 km hıza ulaştığınızda otomatik olarak 2. Vitese geçer.

• Bağlantı: Van Moof uygulaması üzerinden Bluetooth ile bağlanabilir, bu sayede sürüş verilerini takip edebilir ve bisiklet ayarlarını yapabilirsiniz. Bisiklet kilidini açabilir, pil seviyenizi görebilir, Işık ayarlarınızı yapabilir, Pedal destek gücünü 1 – 4 güç aralığında ayarlayabilirsiniz.

        Hollanda oldukça düz bir ülke olduğu için ben genellikle pedal destek gücünü 1 - 2 aralığında kullanıyorum. Eğer köprü yada benzeri yokuş tırmanmak gerekirse Turbo Boost düğmesine basarak extra güç kullanıyorum. Tabiki bu sayede bisikletin menzili daha fazla uzamakta.

        Lavoie firmasına başarılar dilerken, eğer yüksek kalitede ve düşük arıza oranlarına sahip bir dönem başlatabilirlerse piyasada tekrar hak ettiği yere gelecektir. Özellikle Japonya ve Amerika piyasaları onlar için oldukça önemli bir pazar. Çin markalarının neredeyse üçde bir fiyatına ürün satmaları gerçekten Avrupa markalarını zor durumda bırakmakta. Avrupa markalarını kurtaracak en önemli şey kullanılan parçaların kalitesi ve satış sonrası parça ve tamir olanaklarının bolluğu olmalı. 


3 Şubat 2025 Pazartesi

İkinci El Elektrikli Araç alımında dikkat edilecek en önemli husus pil sağlık durumu (SOH)

 Seneler geçtikçe ikinci el elektrikli araçlarda araba galerilerindeki yerlerini almaya başladı. Fakat yepyeni bir teknolojiye sahip olan bu araçları satın alırken dikkat edilmesi ve mutlaka sorulması gereken şey aracın pilinin sağlık durumu yani SOH (State of Health).

Ayı cep telefonlarındaki gibi elektrikli araçlarında pillerin ömrü var. Yüzlerce kez şarj edilebilmesi, yüksek hızda şarj edilmeleri, pillerin ömürlerini zaman içinde azaltıyor. Örnek olarak, sahibi olduğum Renault Zoe 2020 model ve 52Kw pile sahip. 2024 yılında satın aldığımda hemen OBD2 cihazım ile kontrol ettim ve neredeyse 4 yaşındaki aracın 13.000km de SOH durumu %99 idi. Yani neredeyse hiç gerileme olmamıştı. Yine geçen günlerde birebir aynı model bir ZOE'nin 75.000km de yapılan SOH testinde %92 pil durumunda olduğunu gördüm. Bu değerler oldukça iyi değerler. 

Renault elektrikli araçlarında kullandığı pillere 8 yıl yada 160.000km garanti veriyor. 8 yıl içinde aracınızın SOH değeri  %60'ın altına düşerse pili değiştireceğini söylüyor. Eğer yukarıda ki değerler her araç için geçerli olursa pillerin ömrü oldukça iyi demektir.

Diğer önemli bir konu ise pillerin ömrünü belirleyen bir kaç değişkene dikkat edilmesidir. Elektrikli araçların pilleride diğer bir çok pil çeşidi gibi aşırı ısıya karşı hassastırlar. Ayrıca yüksek hızda şarj işlemi de pillerin ömürlerini azaltmaktadır. Yeni yapılan çalışmalar ile bu iki sorun aşılmak üzere fakat konumuz mevcut elektrikli araçlar olduğu için bu konuya girmiyoruz. 

Eğer elektirkli bir araca sahipseniz bu iki konuya dikkat etmenizi bir çok uzman önermektedir. Kısaca özetlemek gerekirse, gerekmedikçe düşük hızlarda şarj etmek, aşırı sıcaklarda şarj işlemini akşam saatlerine ertelemektir. Bazı pil türleri için ise pilin şarj miktarını %20 nin altına düşürmeden yeniden şarj etmek, uzun süreli park etme işleminde %80-%90 arası şarj ile aracı parka almak önerilmektedir. 

Elektrikli araçlar ile yepyeni alışkanlıklar ve araç kültürü oluşmaya başladı. Artık yeni deneyimler ve öneriler oldukça yoğun bir şekilde tartışılmaya başlanacaktır. 

İyi seyirler dilerim.

28 Kasım 2024 Perşembe

En Çok Kullandığım Bilgisayar Komutları 1

 Otuz seneden fazla bilgisayarlar ve diğer teknolojik cihazlar ile iç içe bulunduğum için bir çok kez tamir ve bakım yaparken kullandığım komutlar oldu. Bu bloğumda bunları sizler ile paylaşacağım. Kullandığım en eski işletim sistemi MS-Dos 5.0 sürümüydü. Bunun yanında o yıllarda IBM-Dos da hatırlıyorum fakat çok kullanma fırsatım olmadı. Aklımda ki bütün komutları buraya yazmam imkansız olacaktır. Ben daha çok benim önem verdiğim ve sürekli kullanılmayan komutlara yer vereceğim.

Son yıllarda command prompt olarak adlandırılan CMD terminal ekranı önce Powershell e dönüştü daha sonra windows 11 ile birlikte de Terminal ismi kullanılmaya başlandı. Burada dikkat etmemiz gereken en önemli konu, terminal yada powershell ekranını açarken mutlaka yönetici hakları ile çalıştırmak olmalı. Bazı komutların sadece bilgi verme özellikleri için yönetici hakkı gerekmeyebilir. Fakat duruma göre uygun mod ile çalıştırmanız gerekecektir.

Komut 1:

Powershell command:

    Get-WmiObject win32_bios  

CMD command:
    wmic bios get smbiosbiosversion  

Bu iki komut sayesinde bios güncellemesi yapmadan önce mevcut bios sürümünü kontrol ediyorum. 

Dikkat: Bios güncelleme işlemi riskli bir işlemdir. İşlem sırasında herhangi bir sorun olursa cihazınızın anakartı bozulabilir. Çift bios'a sahip cihazlarda anakartı kurtarma imkanı vardır. Kullanılmakta olan ve hassas program ve dosyaların bulunduğu kritik cihazlarda yapılmamalıdır yada yedekleme işlemi sonrası yapılmalıdır. Otuz sene içinde ben üç defa başarısız güncelleme ile karşılaştım.


Komut 2:

Diz üstü bilgisayarlar günümüzde en çok kullanılan cihazlar durumunda. Bu yüzden pil kullanımı gerekli ve bu cihazların pil durumlarını çoğu zaman hemen görmek imkansız. Ya üretici firmanın sunduğu bir program yada bunun için özel yazılmış programlar gerekiyor. Fakat windows bizlere laptop'unuzda ki pilin durumun raporlayabilecek bir komut sunuyor. Bu komut çalıştırıldığında sabit diskinize bir rapor dosyası oluşturup size pilinizin durumu hakkında gelen bilgi veriyor. Pratik olduğu için özellikle kullanmayı tercih ediyorum.

CMD command:

    powercfg /batteryreport  


Komut 3:

Bir çok bilgisayarın sabit disklerinde hala MBR partition table kullanılmakta. Tabii bu oldukça eski bir teknoloji.
Yeni nesil bilgisayarların sabit disklerinin tamamı artık GPT partition table ile formatlanmış bir şekilde geliyor. Yıllardır kullanımda olan bilgisayarların MBR partition table ayarlarının GPT sistemine dönüştürülmesi tavsiye ediliyor. Eğer bilgisayara yeni Windows kurulacaksa bu işlem BIOS üzerinde Secure Boot özelliği açıldıktan sonra sabit diskin GPT olarak formatlanması ile çözülüyor. Eğer mevcut kurulu bir sistem üzerinde bu işlem yapılacaksa bunun için MBR2GPT.exe komutu kullanıyoruz.

Bilmemiz gerekenler:

Bitlocker ile şifrelenmiş disklerde geçici süre için Bitlocker durdurulmalı.

Windows içinden kullanıldığında /allowFullOS parametresi eklenmeli.

Windows Preinstallation Environment (Windows PE) modunda kullanılması önerilir.

MBR den GPT ye dönüşümden sonra mutlaka BIOS içinden Secure Boot özelliği açılmalı.

Düzgün bir şekilde bu işlemin tamamlanabilmesi için recovery partition oluşturulması da tamamlanmış olmalı.

Windows 10 dan daha eski işletim sistemleri bu işlemi desteklemiyor bu yüzden önce işletim sistemi Windows 10 yükseltilmeli.

Bu yukarıdakiler genel bilgilerdir. Bu komutun detayları oldukça teknik bilgiler muhteva etmektedir. İleri seviyede müdahale için teknik bilgiler Microsoft sitesinden ulaşılabilmektedir.

CMD Command:
    mbr2gpt.exe /convert /validate /disk:0

Eğer bu komutu Windows içinden verirsek onuna allowFullOS parametresini eklemeyi unutmamak gerekiyor.

Bir diskin GPT yada MBR partition table a sahip olup olmadığını fdisk komutu ile görülebilir.

    Fdisk

Daha sonra
    list disk

Sistem size bilgisayarınızda ki bütün diskleri listeleyecek ve listenin en sağ bölümünde GPT başlığının altında * işareti olan disklerin zaten GPT olduğunu göreceksiniz. Aksi takdirde MBR dir.

Bu işlemi Powershell ile yapmak isterseniz,

    Get-Disk | ft -Auto

Ayrıca Powershell içinde kullanılan Diskpart.exe dosyası çalıştırılıp list disk komutu verilerek yine disklerin GPT yada MBR şeklinde hazırlandığını görebiliyoruz.

    Diskpart.exe  

    List Disk  

21 Ağustos 2024 Çarşamba

2020 Renault Zoe R110 52Kw deneyimlerim 3 ( Uzun süreli tatillerde aracın park edilmesi)

 Elektrikli otomobillerin uzun süre kullanılmaması durumunda neler yapılması gerektiği artık daha çok sorulmaya başladı. Genel olarak bir iki aylık sürecek atıl kalma dönemi çok sorun olmadığı belirtiliyor. Fakat daha uzun süre kullanılmayacaksa dikkat edilmesi gereken bazı hususlar bulunmakta.

Bu yaz tatili için 5 hafta kadar arabamızı park edip atıl durumda bırakmamız gerekti. 5 hafta sonunda ise arabamızda ve pilinde ne gibi bir değişim olduğuna baktım ve aşağıda ki bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.



1- 11-07-2024 tarihinde arabamızı %100 şarj ettim.

2- Hava sıcaklığı ortalama 20 derece idi.

3- %100 doluluk oranında 382km yol yapabileceğimi aracın yol bilgisayarında gördüm.

4- 16-08-2024 tarihinde arabamızı tekrar otoparktan almak için geldim.

5- Hava sıcaklığı ortalama 26 derece idi.

6- Pil doluluk oranı hala %100 görünüyordu.

7- Yapabileceğim km ise 375km ye düşmüştü.

8- Cep telefonumda kurulu olan Renault App için gerekli bağlantı çalışmıyordu ve ilk iki gün sistem online duruma geçemedi. 

9- Üçüncü gün Renault App tekrar çalışmaya başladı.

İnternette okuduğum bazı kaynaklarda pil doluluk oranının % bir kaç oranda düşebileceği yönünde idi. Fakat bende neredeyse hiç düşüş olmadığını görünce gerçekten şaşırdım. Sadece küçük bir miktar yapabileceğim km de düşüş olmuştu. Bu oldukça iyi bir performans.

Çok daha uzun süreli kullanmama durumlarında ise pilinizi %100 şarj etmeniz tavsiye edilmiyor. Bunun için planlı ve miktarlı şarj özelliği kullanılması daha doğru olduğu belirtiliyor. %80 lik doluluk oranından daha fazla şarj edilmemesine dikkat edilmesi isteniyor. Yeni nesil otomobillerde bu özellik mevcut ve araç içi yada mobil uygulamadan miktarlı şarj ayarlaması yapılabiliyor.

Burada bir zorluk çıkıyor karşımıza, Bir çok elektrikli otomobil yollarda ve otoparklarda park halinde bırakılıyor ve aylarca sürecek bu atıl dönemde şarja bağlama imkanı olmayabiliyor. Bu durumlar için önümüzde ki dönemlerde ne tür önlemler alınacak tam olarak bilemiyorum. Fakat kendi otoparkı yada kapalı yeri bulunanlar daha şanslı çünkü şarj kablosunu araca bağlı bir şekilde bırakmaları sayesinde otomobil gerekli miktarda şarj işlemini yapıp pili şarj edebilecektir.


25 Haziran 2024 Salı

Apple icloud yedekleme nedir? Ne değildir!

 Selamlar arkadaşlar,

Cep telefonları artık bilgisayarlarımızdan daha önemli bir cihaz durumuna geldi. Özellikle büyüyen veri depolama hafızaları yüzünden onbinlerce fotoğraf, video ve diğer önemli bilgilerimizi telefonlarımızda saklamaya başladık. 

Bildiğiniz gibi apple icloud yedekleme özelliği başından beri 5GB lik yedekleme özelliği ile birlikte ücretsiz olarak cep telefonumuzun yedeğini yapmaktaydı. Bu ilk dönemler için bir çok kişi için yeterli bir depolama alanı iken artık yeterli olmamakta. Bugün sizlere icloud hakkında bazı pratik bilgiler verip, kafa karışıklığına sebep olan çalışma teorisini açıklayıp başka hangi tür yedeklemeler yapılabilir onu anlatmaya çalışacağım.

İlk ve en önemli ayrıntı icloud yedekleme özelliğinin cep telefonunuzun birebir anlık bir yedeği olduğunu bilmenizdir. Bunun anlamı şudur; Anlık olarak cep telefonunuzun aynalama yöntemi ile icloud üzerine yedeklemesinin yapılmasıdır. Bu yedekleme bire bir şekli ile yapıldığı için bugünkü yeni çekilen resim ve video ve diğer verileriniz mevcut hali ile yedekleme yapılmaktadır ve sildiğiniz her şey yine bir sonraki yedekleme işlemi ile icloud daki kopyasıda silinmektedir. 

Bir çok kişinin kafası burada karışmaktadır. Cep telefonunda yer kalmadığı için nasıl olsa icloud da da yedeği bulunmaktadır diye düşünülmektedir. Halbuki eşleşme özelliği sebebiyle cihazınızdan sildikleriniz icloud dan da silinmektedir.

Halbuki bu işlem, cep telefonunuz yada tabletinizin ani bozulma, çalınmasına karşı önlemdir. Böyle bir durumda cihazınızın en son haline geri dönme şansını elde edersiniz.

Peki sürekli olarak çektiğiniz bu resimleri 10 yıl sonra yeniden bakmak istediğinizde ne olacak? Yada kendi fotoğraf arşivinizi nasıl yapacaksınız?

Benim bu konuda  iki tavsiyem bulunmakta:

1- Kendi bilgisayarınıza yada harici bir diske bütün eski resimlerinizin bir kopyasını olmak.

Yani web üzerinden belli aralıklarla icloud sitesine giriş yapıp, orada ki bütün dosyaların bir yedeğini bilgisayarınıza yada harici bir diske düzenli olarak indirmek ve saklamak. Harici diskinizin aniden bozulması yada çalınmasından korkuyorsanız o zaman mutlaka dvd ler üzerine kayıt edip saklamak.

2- En çok beğendiğiniz resimleri kağıt üzerine bastırmak ve foto albümler oluşturmak. Çünkü dijital olan bir veri artık mahrem değildir. Çalınabilir, bozulabilir, kaybolabilir.



18 Nisan 2024 Perşembe

Elektrikli araçlar niçin kendi elektriklerini üretip yolculuk sırasında kendi kendilerini şarj etmiyorlar?

Belki de günümüzde en çok sorulan sorulardan birisi, elektrikli arabaların yolda giderken kendi elektriklerini üretip binlerce km yol yapabilmeleri ve pillerini şarj edebilmeleri hakkındadır. Bisiklet lambalarına bağlanan küçük dinamolar nasıl ki lambaya elektrik sağlıyor bu aynı şekilde arabalara da uygulanamaz mı? İşte bugün sizlere basitte olsa bunun niçin yapılmadığı, sorunun nereden kaynaklandığını kısa bir yazı ile açıklamak istiyorum.

Elektrikli otomobiller, çevre dostu olmaları ve düşük çalıştırma maliyetleri nedeniyle son yıllarda baya bir popülerlik kazandı. Şimdi geleneksel otomobiller ile elektrikliler arasında bir karşılaştırma yapalım;

Alternatörün yani şarj dinamosunun çalışma prensibi: Alternatör, mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren bir cihazdır. Geleneksel yakıtla çalışan araçlarda, aküyü şarj etmek, ışıklar ve klima gibi elektrikle çalışan sistemlere güç sağlamak üzere elektrik üretmek için kullanılır. Aracın motoru çalışınca dönmeye başlayan krank ile alternatör de aracın motoruyla birlikte döner.

Elektrikli arabaların çalışma prensibi: Elektrikli otomobiller, içten yanmalı bir motor yerine yüksek kapasiteli pillerle beslenen güçlü elektrik motorları tarafından hareket etmektedir. Bu piller, elektrik motorlarına güç vermek için kullanılan elektrik enerjisini depolayarak aracın hareket etmesini sağlar. Pillerin enerjisi azaldığında, araca yeniden güç sağlamak için yeniden şarj edilmeleri gerekir. Elektrikli araçlar neden kendilerini bir alternatörle şarj edemez? sorusu burada sorulmaktadır. Geleneksel araçlar ile elektrikli otomobiller arasındaki temel fark, güç aktarma organlarında ve enerji üretme yöntemlerinde yatmaktadır. Geleneksel otomobillerde alternatörü çalıştırmak için mekanik enerji üreten bir içten yanmalı motor bulunurken, elektrikli otomobillerde yalnızca hareket etmek için elektrik kullanan elektrik motorları vardır. Alternatörler elektrikli araçların akülerini şarj etmek için yeterli değildir çünkü bu araçların akülerini şarj etmek için gereken miktarda elektrik çok fazladır ve bunu normal bir dinamo üretemez. Elektrikli arabalar sürüş sırasında bir alternatörün üretebileceğinden çok daha fazla elektrik sağlayabilen güçlü pil sistemleri gerektirir. Ayrıca, elektrikli bir otomobilde alternatör kullanılması ek direnç ve verimsizlik yaratarak aracın menzilini azaltacaktır. Alternatörün eklenmesi ayrıca aracın ağırlığını artırarak genel performansını ve verimliliğini etkileyecektir. Bunu şuna benzetebiliriz: Klima kullanımı yakıt tüketimini etkiler yada arabanızın camlarının hepsini açtığınızda yakıt tüketiminizin artması gibi...

Elektrikli otomobilleri şarj etmek için hangi alternatif yöntemler kullanılır?: Elektrikli otomobilleri şarj etmek için, bu araçlara alternatörlerden daha uygun olan çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. En yaygın yöntemlerden birisi, elektrikli otomobil pillerinin yüksek hızda şarj edilmeleridir. Bu sebeple AC şarj cihazları artık özelliklerini yitirmiş onların yerine otoyol ve benzin istasyonlarında DC yüksek hızda şarj teknolojilerine geçilmeye başlanmıştır. Diğer bir teknik ise, aracın hızlandıktan sonra durmak için yavaşlamaya başladığı sırada oluşan kinetik enerjinin yeniden geri kazanıldığı ve aküleri şarj etmek için elektriğe dönüştürüldüğü rejeneratif frenleme yöntemidir. Bu yöntemler elektrikli otomobilleri şarj etmek için alternatör kullanmaktan çok daha verimli ve pratiktir. Aktif olarak kullanıldığında Regen tekniği %20 ye yakın pilleri yeniden şarj ettiği gözlemlenmiştir. Bu tam dolu pil ile 500km yol yapmaya neredeyse 100km extra km eklemektir. Burada unutulmaması gereken konu uzun yolculuklarda Regen tekniği sürekli sabit hızla gidildiği için daha az kullanıldığıdır. Şehir içinde Regen tekniği daha çok kullanılmaktadır. 



21 Mart 2024 Perşembe

2020 Renault Zoe R110 52Kw deneyimlerim 2

 Tekrar merhabalar,

Bildiğiniz gibi Zoe 2012 yılından beri üretilmekte olan bir araç. 2024 mart ayı sonu itibariyle de üretimden kaldırılacak. Yerine efsane Renault 5 modelinin elektrikli hali üretilmeye başlayacak. Önümüzde ki yaz aylarında Avrupa sokaklarında görülmeye başlayacaktır. 

Renault 5 aslında Zoe nin pil sistemi hatta şase sistemini bile kullanacaktır diye düşünüyorum. Artık artan rekabet sebebiyle her model için yeni bir alt yapı dizayn etmenin imkanı kalmadı.

Zoe modelinin üzerinde 12 voltluk bir aküsü mevcut. Bu akü ışıklandırma, müzik sistemi, merkezi kilit sistemi, havalandırma ve klima gibi elektrikle çalışan cihazları besliyor. Şarj işlemi ise ana pil üzerinden yapılmakta. Bu akünün ömrü aşağı yukarı 4 yıl ve değişmesi gerekiyor. Kullanmakta olduğum Zoe 2020 model ve bu nisan ayı başında değiştirmem gerektiğini Renault uygulamasından gördüm. Fakat kışın soğuk günlerinde zayıflayan aküler daha çabuk kullanılmaz duruma geldiği için ocak ayı başında değiştirmem gerekti. 

Bir soğuk sabah günü arabanın yanına gittiğimde aracın kapılarının çalışmadığını fark ettim. Uzaktan kumandanın içine yerleştirilmiş durumda ki anahtar ile kapıyı açmama rağmen arabada hiç elektrik olmadığını anladım. Tabiki gece sıfırın altına indiği için akünün üzerinde güç kalmamıştı. Hemen bir tane yeni 12V akü satın aldım ve arkadaşım ile değiştirdim. Değiştirme işlemi bittiğinde araç ekranında bir hata mesajı çıktı. "Şarj yapmak imkansız" hatasını görünce baya bir korku yaşadım. Hemen internetten hata mesajının ne anlama geldiğine baktım ve çok büyük masraflaradan bahsediliyordu. Biraz daha araştırınca 12V akü değişimi sırasında bazen bu şekilde hata çıkabileceğini okudum. Hemen akü kutup başını çıkartıp bir kaç dakika sonra tekrar takmam gerektiğini gördüm. Bu işlemi yaptım ve hata mesajı kayboldu. 

Her ne kadar 12 yıldır  üretimde olmasına rağmen Zoe'nin de kendine has bazı sorunlarının olduğunu yavaş yavaş anlamaya başladım. Soğuk havalarda cep telefonum üzerinde sabah yola çıkmadan 15 dakika önce aracı ısıtma özelliğini kullanmak istedim fakat bir türlü sistemi kullanamadım. Ayrıca Easy-Link radio sisteminin update özelliğinin de tam olarak çalışmadığını gördüm. Renault ile irtibata geçtim fakat aracımı bir servise götürmemi ve yazılım güncellemelerini yaptırmamı ve bunun ücrete tabi olduğunu söylediler. Ayrıca aracın pil durumu ve ne kadar daha km yapabileceğimi gösteren bu programında bu işlemi belli saatler dışında düzgün yapamadığını gördüm. Son günlerde okuduğum haberlere gore Easy Link deki teknik bir sorun yüzünden mümkün olduğunca update yapılmaması gerektiği söyleniyor. Sistemde ki oluşacak arızanın çözümü komple radio sisteminin değişmesi ki bunun fiyatı 1400 euro gibi bir masraf demek.

Kısacası bu kadar senedir üretilen bir aracın en basit özelliğinin bile düzgün çalışmaması beni şaşırttı. 

Genel olarak iyi bir olduğu kanısındayım. Tabiki üretiminin tamamen bitmesi biraz üzücü. Henüz uzun yola çıkmadığım için bu konuyu daha sonraya saklıyorum. Önümüzdeki günlerde yeni bilgileri paylaşacağım. 



29 Şubat 2024 Perşembe

2020 Renault Zoe R110 52Kw deneyimlerim 1

Bu serimizde Zoe ile yaptığımız deneyimlerimizi paylaşmak istiyorum.

Elektrikli araçların şu anda tartışılan en önemli konusu pil ve menzil durumu. Hollanda genel olarak düz bir yapıya sahip olduğu için yaptığım sürüşlerin verilerini saklamak ve sizlerle paylaşmak istiyorum. 

10 derece hava sıcaklığında, %100 pil doluluk oranı ile, Rotterdamın kuzeyinden Amsterdam Schiphol hava limanına gittim ve aynı adrese geri döndüm. Gidilen yolun %95 otoyol ve trafik durumu akıcı. Ortalama 85 90 95kmh hızları arasında bir hız ile gittim ve geldim. 

Şimdi bütün elimizde ki bazı verileri aşağıda alt alta sıralayalım;

Hava sıcaklığı - 10 derece

Yolculuğa başlangıç pil şarj durumu - %100

%100 pil durumunda ekranda gösterilen max yapılabilecek menzil - 273km

Gidiş ve dönüşte yapılan toplam mesafe - 115 km

Otoyolda akıcı trafikte hız sabitleyici ile 85-90-95km aralığında hız

Gidilen mesafenin %95 i otoyol %5 i şehir içi.

Yolculuk başlangıcında ekranda ki enerji tüketim miktarı ortalaması 16 kwh

Yolculuk boyunca ECO modu açık durumda

Klima kapalı, Radyo kapalı

Re-gen kullanımı yolların düz olması sebebiyle daha düşük kaldı


Şimdi kısaca yolculuk sonunda ki duruma bir bakalım.

Yolculuk sonunda yapılan toplam mesafe 115km

Pil durumu %69 yani harcanan enerji %31

Ekranda geri kalan enerji ile yapılabilecek menzil 211km

Ekranda gösterilen ortalama enerji tüketimi 15.6 kwh ye düştü

Düz yollarda anlık tüketim 6-8-10 kw arasında görülüyordu


Genel değerlendirme

Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi hava sıcaklığı elektrikli araçların en büyük engellerinden birisi. Ilıman bir iklimde maksimum verim alındığında oldukça keyifli bir yolculuk yapabiliyorsunuz. Diğer taraftan yolun düz olması tüketimi doğrudan etkiliyor, şehir içinde biraz yükselen ortalama tüketim sabit hız ve yolun düz olması sayesinde daha düşük tüketime dönüyor.

Genel olarak benzin yada dizel yakıtlı araçlarda olduğu gibi ne kadar hız o kadar yakıt mantığı elektrikli araçlar içinde geçerli.

Zoe ECO mode ile otomobilin enerji tüketimi baya düşürülebiliyor, 100km hızın üzerine çıkamamak ve motor gücünün baya bir miktar düşürülmesi bu önlemlerden bazıları. Özellikle şehir içi kullanımında ECO modu oldukça faydalı. Ayrıca her elektrikli araçta bulunan Re-gen özelliğide benim en çok sevdiğim ve önem verdiğim bir konu. Kinetik enerjinin elektrik enerjisine dünüştürülmesi çok önemli.  Bu teknolojinin %20 ye yakın bir enerji ürettiğini okumuştum. Bu neredeyse 100km extra km demektir ki şehir içinde bu kadar elektriği geri kazanmak çok güzel. 

Bir sonra ki deneyim yazımızda görüşmek üzere...






25 Ocak 2024 Perşembe

2020 Renault Zoe R110 52Kw Genel bir bakış

 Selamlar arkadaşlar,

Fosil yakıtlarının dünyamıza verdiği zararlar arttıkça gelişmiş ülkeler yeni bir dönemin başlangıcını da tetiklediler. Elektrikli araçlar...

Bende bu rüzgara kapılarak bir Renault Zoe satın aldım. 2020 model R110 52Kw pile sahip bu aracı kullanmaya başladım. Bloğumda deneyim ve gözlemlerimi yazacağı ve elektrikli araçların artıları ve eksileri üzerine tartışacağım. 

Teknolojiyi seven birisi olarak maksadım takip, öğrenme, tespit ve paylaşmadır. Biliyorsunuz elektrikli araçlar son dönemde popüler olmaya başladı fakat 1900lü yılların başında elektrikli araçlar kullanılmaktaydı. Eğer internette araştırırsanız ciddi ciddi bir çok araç resmi göreceksiniz. Fakat fosil yakıtlarının çok ucuza üretilmesi ve o dönemde pil teknolojisinin çok gelişmemiş olması sebebiyle 100 yıllık bir gecikme gerçekleşti. 

Elektrikli araçların pilleri genel olarak bizim kalem pil tabir ettiğimiz pillerin birbirlerine bağlantı yapılarak hazırlanmakta. Bu sayede yüksek miktarda kilowatt piller üretilebilmektedir. Tesla model elektrikli araçların pil sayısının 7000 civarında olduğunu okumuştum. Bu tabiki zamanla değişecek ve farklı pillerin de üretimi gerçekleşecektir. Önümüzde ki yıllarda bu gelişmeleri birlikte göreceğiz.

Zoe model aracımızın üreticisi Fransız firması olan Renault. 52 kilowatt pil kapasitesine sahip. 

Gerçek ölçümlerde yaptığı km  220 - 475 km değişiyor.

Şehir içi - Soğuk hava 310 km

Uzun yol - Soğuk hava 220 km

Karışık yol - Soğuk hava  265 km

Şehir içi - Ilık hava 475 km

Uzun yol - Ilık hava  285 km

Karışık yol - Ilık hava  365 km

Benim yaptığım testlerde aşağı yukarı bu seviyeleridi. Fakat dikkat edilirse soğuk hava ve ılık hava arasında pil performansı neredeyse %50 düşmekte. Şu anda elektrikli araçların en önemli engeli bu problem. Ayrıca 100km de 15 kw elektrik kullanımı soğuk havalarda 22 ila 24 kw elektrik kullanımına çıkıyor. Soğuk kış günlerinde elektrikli araçınızı şarj aletinde takılı bırakırsanız sistem otomatikman pillerinizi 23 derece sıcaklıkta tutuyor. Bu önemli bir özellik sayesinde soğuk havanın piller yaptığı etkiyi biraz daha düşürebiliyorsunuz.

Genel olarak elektrikli araçtan memnun olduğumu söyleyebilirim. Eğer gelecek elektrikli ise mutlaka herkesin bu teknolojiyi sevmesi ve kullanması gerekiyor.


Selamlar



4 Mart 2017 Cumartesi

Crypto (dosyaları şifreleyen) yapan virüs saldırılarına karşı önlemler

Uzun bir aradan sonra tekrar selamlar,

Son birkaç yıldır virüs saldırılarının da şekli değişmeye başladı. Bir çok müşterimin yaşadığı ve bütün çalışma dosyalarını kaybettikleri bu virüs saldırıları hakkında bir kaç bilgi vermek yerinde olacaktır.

Crypto yani dosyaları şifreleyen bu virüsler bilgisayarınıza bulaşıp çalıştırıldıktan sonra süratle bilgisayarınızda ki pdf, jpg, doc, docx,,zip, rar, xlsx, mp3, mp4, avi, pst, mpg, mts ve benzeri şahsa ait bütün dosyaları yüksek şifreleme tekniği kullanarak şifreliyor ve bilgisayarınıza ait bir seri numarası üretip, bilgisayarınıza bir not bırakarak sizden para istiyor ve dosyalarınızı geri kurtarabilmek için gerekli şifreyi göndermeyi vaad ediyor.

Şu an için oldukça çok çeşidi çıkan bu virüsler tabiki sürekli yenileniyor ve gelişiyor. İlk sürümler sadece bilgisayarınızın sabit diskinde ki  dosyaları şifrelerken, şimdi network üzerinde ki erişiminizi de kullanarak yedeklerinize de ulaşmaya çalışıyor. Yapılan araştırmalarda milyonlarca dolar bu şekilde insanlardan para istedikleri ve şifrelenen dosyaları da açacak şifreleri vermedikleri ortaya çıktı.

Onlarca çeşide ulaşan bu virüslerin şifreledikleri dosyaları açmak için yine virüs programı firmaları özel programlar yazmaya başladılar.

https://decrypter.emsisoft.com/ sitesinden bir çok crypto virüsleri için kurtarma programları bulabilirsiniz.

Eğer bilgisayarınıza bu şekilde bir virüs bulaşır da dosyalarınız şifrelenirse yapmanız ve dikkat etmeniz gereken bazı şeyler olduğunu unutmamalısınız.

Bu crypto virüsleri şifreleme yaparlarken sizin bilgisayarınızın sabit disk ve ana kartı'nın seri numaralarını kullanarak dosyalarınızı şifreliyor. Dolayısıyla, kurtarma işlemi yapmak istediğinizde dosyaları ve kurtarma işlemi virüsün bulaştığı aynı makine da yapılmak zorunda.

Bu tip virüslerin bilgisayarınıza bulaştığında dosyalarınıza ulaşması çok hızlı olduğu için benim uyguladığım birkaç yöntem ile bir miktar veri yada dosyanızı kurtarabiliyorsunuz.

1-) Dosyalarınızı zip yada rar olarak sıkıştırıp saklıyorsanız, işlem bittikten sonra dosyanın uzantı ismini ilgisiz bir şey ile değiştirin. Mesela : yedeklerim.zip dosyanız var ise o zaman yedeklerim.ilk olarak dosyanızı saklayın. Tabiki geri açmak istediğiniz de mutlaka yedeklerim.ilk dosyasını yeniden yedeklerim.zip şeklinde uzantı ismini değiştirmeniz gerekecek. Böylelikle sisteminize bulaşan virüs dosyaların uzantı ismine göre şifreleme yaptığı için uzantı ismi .ilk olan bu dosyayı es geçerek şifrelemeyecektir.

2-) Benim sürekli kullandığım ücretsiz bir program olan Cryptoprevent i tavsiye edebilirim. https://www.foolishit.com/ sitesinden ulaşabileceğiniz bu programın ücretli ve ücretsiz sürümleri mevcut. Bu program Windows işletim sisteminizde Group Policy ler oluşturarak virüslerin en çok kullandıkları yöntemleri yada klasörleri ve virüslerin dosya isimlerini bloke ediyor. Mesela internet websitesinden gelen bir virüs download edildiği zaman ve çalıştırıldığında gizli olan bazı klasörlerin içinden hareket ediyor. Bu program o klasörlerin içinde dosya çalıştırılmasına izin vermiyor. Sisteminize virüs indirilse bile çalışma imkanı bulamıyor. Sürekli arka planda çalışan bir program olmadığı için de sisteminizde herhangi bir yavaşlama yapmıyor. Aslında bu bir virüs programı değil, yaptığı Windows işletim sisteminizdeki güvenlik açığına sebep olan yerler için koruma oluşturuyor. Çok zekice düşünülmüş bu sistem sayesinde çocuklarınızın yada işçilerinizin bilgisayarlarında ki güvenlik problemlerini de büyük bir miktarda düzeltmiş oluyorsunuz.


İyi çalışmalar dileklerimle








26 Haziran 2016 Pazar

Belçika Coticule ve Belçika Mavi Bileme Taşları

Belçika Sulu Bileme taşı Coticule

Belçika'da çıkarılan bu eşsiz bileme taşı hakkında birazda olsa sizlere bilgi vermek istiyorum,




Belçika'nın Ardenen bölgesinde ki Volkanik dağların bulunduğu bölgeden çıkarılan bu özel taş, 480 milyon yılda oluşmuş açık sarı renkte ve volkanik kül ve kil çamuru ile oluşmuş son derece sert bir Grena (garnet, Süleyman taşıda deniyor) dır.

Çıkartılması ve işlenmesi olduça zor bir taş olduğu için yılda sadece bir kaç ay çıkartılıyor ve işlenip bileme taşı şekline getiriliyor. Her bir taş aslında kendi başına eşsiz bir taş.

Coticule Belçika Sulu bileme taşı %30 ila %42 arası Grena dan oluşuyor ve bu sayede oldukça iyi ve üstün bir bileme özelliğine sahip oluyor. Oldukça küçük parçacıklardan oluşan bu taş özellikle ustura bilemesinde mükemmel sonuç veriyor. Birkaç dakika içinde usturanızı bileyliyebiliyorsunuz.

Japon bileme taşları ile karşılaştırdığınızda 4000 - 8000 grit kum inceliğine sahip fakat tabiki bu taş doğadan çıkartıldığı için çıkan bütün taşlar birebir aynı olmuyor. Fakat bu bileme taşları ile oldukça iyi ve hızlı bileme yapılabiliyor.

Son derece sert bir taş olduğu için her türlü bıçak, çakı ve ustura bilemek mümkün ve özellikle ustura bilemede kullanıldığında diğer bileme taşlarının bileme sonunda bıçak üzerinde bıraktığı metal parçacıklar bu taşlarda oluşmuyor, bu sayede usturanın cildinizi tahriş etmesinin de önüne geçiyorsunuz. Traş sonunda cildiniz yumuşak kalıyor.

Belçikanın diğer bir taşı ise Belçika Mavi Sulu Bileme taşı,




Bu taş da aynı Coticule taşının çıkarıldığı yerden çıkıyor ve içinde bulunan demiroksit sayesinde mavimsi bir renge sahip. Bu taş da Coticule gibi işlenmesi ve hazırlanması oldukça zor. Değişik formlarda üretilen bu taş genel olarak bıçak, çakı, tarım ve diğer kesici aletlerin bilenmesinde kullanılıyor.

Japon bileme taşlarının aksine Belçika Coticule ve Belçika Mavisi su ile biraz ıslatıldıktan sonra hemen kullanılmaya başlanabiliyor. Birkaç dakika içinde de bileme işlemini tamamlayabiliyorsunuz.

Özellikle klasik ustura kullananlara tavsiye edebileceğim Coticule diğer bileme taşlarından çok daha fazla üstünlüklere sahip.

Avrupa'da bıçak ve benzeri ürünler satışı yapan websitelerinden bulup sipariş verebileceğiniz bu bileme taşlarının fiyatları da çok değişken, bıçağınızın büyüklüğüne göre orta büyüklükte ki bir taş için 50 ila 100 euro arası bir ödeme yapmanız gerekebiliyor. Fakat kibrit kutusu büyüklüğünde ki Coticule için tabiki 20 euro civari ödeme yapmanız yeterli....

Selamlar

12 Ocak 2016 Salı

Wordpress Websitelerinin Güvenliği nasıl yapılmalı?

Selamlar,

Open source yazılımlar her geçen gün daha da popüler oluyor. Wordpress de bunlardan biri. Bildiğiniz gibi Wordpress bir içerik yönetim sistemi, son derece çok plugin ve template desteği ile oldukça yoğun kullanılan bir websitesi sistemi oldu. Hatta dünyada ki websitelerinin %14 ünün wordpress ile yapıldığı bilgileri internette dolaşmakta.

Son günlerde Rusya ile yaşanan politik kriz ile birlikte, Türkiyemizdeki websitelerine oldukça yoğun saldırılar yapılmaya başladı. Hatta geçen günlerde ülkemizin gururu Ayyıldız Hacker Team den yapılan açıklamada ülkemizdeki websitelerinin günvenlik yönünden oldukça zayıf olduğuydu. Bu tabiki çok büyük bir sorun ve halledilmesi oldukça güç. Çünkü binlerce güvenlikten anlayan Web uzmanı bütün websitelerini kontrol edip güvenlik önlemlerini almak zorunda.

Madem bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de wordpress oldukça çok kullanılıyor. O halde wordpress ile yapılmış olan websitelerinde ne gibi önlemler alabiliriz? Bugün sizlere birkaç güvenlik önleminden bahsedeceğim eğer websitenize bu önlemleri yapabilirseniz, en azından otomatik olarak yapılan saldırıların büyük bir bölümüne karşı bir zırhınız bulunacaktır.

Eğer geçmişten günümüze websitelerinin nasıl hacklendiğine bakarsanız, bunun bir kaç evresi olduğunu göreceksiniz, Eskiden websiteleri hacklenir ve siteniz haklendi yazısı çıkardı. Fakat bugünlerde artık siteniz hacklenmekle kalmıyor, başkalarının web sayfalarını sizin sitenizin içine enjekte ediyorlar ve gönderdikleri spam maillere sizin sitenizdeki kendi koydukları sayfaya yönlendiriyorlar yada yazdıkları code ile siteniz üzerinden yüzbinlerce spam mailleri gönderiliyor. Bu yüzden siteniz google ve benzeri arama motorları tarafınan bloke edilebiliyor, yada webserver ip adresiniz kara listeye girerek artık hiç bir büyük mail sunucusuna mail gönderemiyorsunuz ve bu birçok sorunu da beraberinde getiriyor.

Şimdi websitemizin güvenliği için yapabileceklerimize bir göz atalım.

- Wordpress kurulumu sırasında dikkat etmeniz geren birkaç şey var, öncelikle Database prefix inizi mutlaka "wp_" den başka bir şey seçin,
- Kurulum sirasinda sizden istenen yönetici kullanici ismini kesinlikle admin yada administrator şeklinde çok bilinen isimler seçmeyin, ayrica websitenizin ismi, firmanizin ismide olmamalı.
- Kurulum bittikten sonra wordpress security key leri mutlaka wordpress sayfasından oluşturup wp-config dosyasinin içine yerleştirin (eğer otomatik oluşturulmadıysa).
- Hosting firmasından gelen FTP bilgileri ile sitenize FTP client ile bağlandığınızda dosya ve klasör yazma haklarına dikkat edin, klasörler için 755, dosyalar için 644 olduğuna dikkat edin, asla 777 yazma hakkı kullanmamaya çalışın.
- Kurulum bittikten sonra wordpress yönetim panelinden güncellemeleri kontrol edin ve gerekiyorsa hemen yapın,
- Websiteniz sadece firmaniza ait bir site olacaksa ve aktif olarak üye kullanıcılar olmayacaksa post ve sayfalara yorum yazma hakkını ve yeni üye kullanıcı oluşturulmasını kapatın.
- Robots.txt dosyasını kullanarak websitenizin gerekmeyen klasörlerine arama motorlarının uğramasını engelleyin. Eğer WP için önerilen bir robots.txt dosyası isterseniz:

User-agent: *
Disallow: /wp-admin/
Disallow: /trackback/
Disallow: /xmlrpc.php
Disallow: /feed/

olacak şekilde dosyayı hazırlayıp FTP programı ile sitenizin ana klasörüne kopyalayın.

- Sitenizde yaptığınız değişikliklerin sıklığına göre her ay en az bir kez yedekleme yapın.

Bütün bu yapılanlardan sonra, size tavsiyem All in one WP Security isimli plugin yada benzerlerinden birini kurup güvenlik ayarlarını bu plugin in tavsiye ettiği şekilde yapın.

Bütün bu bilgiler bence yapılması gereken en az ayarlar olmalı, daha sonrası için websitenizin büyüklüğü ve işlevliğine göre başka güvenlik tedbirlerini araştırın.

İyi çalışmalar dileklerimle.



8 Ocak 2016 Cuma

Securing a Wordpress website against hacking or hackers attack

Hi Guys,

The Wordpress is an opensource content management system (CMS). It is one of the most popular CMS right now. Approximately 15% of the websites on internet uses wordpress. Therefore, hackers are trying every moment to hack wordpress websites.

Why do hackers want to hack your website?

Most of them want to use your website to hosting their own webpages or, they want to send million of spam emails because of earn money. Some of them want to get sensitive information or all emails of your users.

There are a lot of methods to hack a website but famous methods are vulnerability of the source code of wordpress or vulnerability of a plugin on your website.

So you must always update your wordpress website if there is a new update. Fortunately new version of wordpress installs new updates automatically. But you must check the website update page every day or every week for updates.

There are some extra precautions that you can make.

- First of all you must install all updates of wordpress and all plugin updates,
- Secondly, delete or uninstall unnecessary plugins and templates that you don`t use,
- Check out your directory permissions with FTP client. Never use 777 write permissions.
- If you want to use a plugin, check always the update frequency of the plugin. If it is not often updated then never use it.
- I recommend "All in one WP security & Firewall Plugin", this plugin is easy to use and configure. It is a free plugin. This plugin has almost all kind of security improvement settings. This plugin uses especially htaccess file for securing your website thus there will be no changing on your wordpress core files. htaccess file is one of the best website securing method for me. Also it is easy to edit.
- Never use easy password and admin name as admin user.
- If you have some technical skill than my advise is checking your website access and error logs. This log files gives a lot of information about your website visitors. You can see what they want do to and this will give you some idea about their behavior.
- With robots.txt file you can make some extra security too. So my recommendation is:

User-agent: *
Disallow: /wp-admin/
Disallow: /trackback/
Disallow: /xmlrpc.php
Disallow: /feed/
Sitemap: http://example.com/sitemap.xml

You must change example.com to your website name.





6 Ocak 2016 Çarşamba

My server is sending a lot of spam (webserver CentOs 6 with qmail smtp)

Hi Guys,  

I have a very interesting story about our webserver. Our web server send a lot of spam emails since couple of days, but we can not see any mail queue in qmail smtp server logs. Than our server's ip adres is blocked and listed in spam blacklist. We have checked our websites with some malware programs, such as Malware detect Linux, ClamAv virus scanner for Linux, but there were no php scripts or java scripts. But our server is still sending a lot of spam mails.

This was a very big challenge for me because, I have limited experience with Linux systems, But I am very familiar to command shell that because of the old DOS systems.

Step by step i have used some virus and malware programs on websites and the server local files to locate this malware;

Securi Security Plugin for Wordpress
Anti-Malware Plugin from GOTMLS.net for Wordpress
Malware detect Linux from R-fx Networks
ClamAV Virus scanner for Linux

I have scanned all files on the server with ClamAv virus scanner.
I have scanned all vhosts folders with Malware detect Linux
I have scanned all websites with Anti-Malware Plugin GOTMLS.net

There were no infected file or files.

Ok, So far no resolution.


Today, I have found very useful information on internet, so I have begun to work and THAT's it!!!

I have found the malware infection and deleted file and others, and our server has stop to send spam emails,

What I have done is;

I have checked out my smtp port whether it was intensively used or not with this command;

watch 'netstat -na | grep :25'

I have seen lot of smtp connections and that means malware is active.

Then I have checked out all cronjobs of all users with this command;

for user in $(cut -f1 -d: /etc/passwd); do echo $user; crontab -u $user -l; done | more


And TATAA!!!! one of my FTP users has a cronjob with the strange command,

Then I have edited this cronjob with this command,

crontab -u username -e

I have removed the cronjob line and than deleted the file in TEMP folder, and after that I have rebooted my server.

I have checked out smtp connections again and there were no connections any more.

If you want to learn how to the hacker has hacked your website, you can look at the creation date of this file in TEMP folder, than you can look at all log files of your website from that date. Then you can see your website's security hole and you can fix it.




20 Ekim 2015 Salı

Windows'da çok uzun dosya veya klasör isimlerinin silinmesi

Windows işletim sisteminde bence uzun zamandır bulunan ve bir çok kullanıcının da rahatsızlık duyduğu çok uzun klasör ve dosya isimlerinin silinmesi problemi var. Gerçekten bir şekilde açılmış olan ve özellikle iç içe açılmış onlarca klasörün içinde bulunan dosyayı silmek yada en alttaki klasörü silmek Windows gezgincisi tarafından imkansız. Bunun için internette de bir çok çözümler mevcut, bunlardan en yaygını Winrar programı ile ilgili klasörün içinden dosyanın ismini değiştirmek ve sonrasında da silmek. Fakat benim karşılaştığım bir sorun sırasında fark ettim ki, Eğer iç içe kopyalanmış klasörler yüzlerce ise Winrar ile de en alttaki klasöre ulaşmak imkansız oluyor. Ne dosya ismi ne de klasör ismini değiştiremiyorsunuz.


Bunun için başka bir yöntem bulmak gerekiyor. Benim internette bulduğum güzel bir yöntem ile bu problemi çözebildik. Hatta binlerce klasör ve dosyayı da teker teker düzeltmeye gerek kalmadan otomatik bir şekilde hem dosyalar hem de klasörleri silmiş olduk.


Yöntemimiz şu şekilde çalışıyor. Robocopy isimli gelişmiş kopyalama komutunu bir çoğunuz duymuşsunuzdur. Bu komutun önemli bir özelliği 259 karakter olan klasör yada dosya uzunluğu kuralının bu komut için geçerli olmaması. Çünkü robocopy yapısı gereği Win32 fonksiyonlarından olan Unicode-aware i kullanıyor ve dosya yollarını gösterirken   \\;\  prefix kullanılıyor. Tabi ki bu sayede 259 karakter limiti bir anda 32,767 karaktere çıkıyor. Böylece iç içe geçmiş yüzlerce klasör dahi olsa en alttaki dosyaları rahatlıkla okuyabiliyor ve işlem yapabiliyor.


Şimdi gelelim çok uzun klasör ve içlerinde ki dosyaları basit bir şekilde silme işlemine.


Öncelikle yapılacak işleri yazalım. Silinecek klasör yada dosyaların bulunduğu diskimizin üzerine;


md bosklasor
robocopy bosklasor silinecekklasor /s /mir


komutlarını kullanarak işlemleri yapalım. Komut işlemi bitince de her iki klasörü sorunsuz bir şekilde silebilirsiniz.


Komutun çalışma teorisini biraz açarsak;


Boş bir klasörü md komutu ile açıyoruz, ve bu boş klasörü içindekiler ile birlikte silmek istediğimiz sorunlu klasör ile bir çeşit eşitleme yapıyoruz. Boş klasörümüzün içi boş olduğu için silinecek klasör ile eşitleme sırasında otomatik olarak bütün dosya ve klasörler siliniyor.


Ben bu sayede belki de en son çare olan diskimizi formatlama ve her türlü ayar ve dosyaları geri kopyalama işinden kurtulmuş oldum.








17 Eylül 2015 Perşembe

Eski fakat kıymetli programlarınızın bulunduğu XP makinanızı en son teknoloji bir bilgisayara taşıma işlemi.

Geçenlerde bir müşterim eski bilgisayarını artık değiştirmek istediğini fakat içinde çok kıymetli programlarının bulunduğunu ve birdaha bu programları geri yükleme imkanının olmadığını ve programların eski olması sebebiyle yeni nesil işletim sistemlerinde çalışmadığını söyledi. Tabiki bu oldukça da önemli bir sorun olduğu için çözüm üretmemiz gerekiyordu.

Virtual Pc sistemlerinden kendisine bahsettim tabiki biraz teknik olduğu için anlamasada yapabilirsen çok sevinirim dedi.

Tabiki virtual pc teknolojisi bir çok kolaylıklar getiriyor. Yukarıda bahsettiğim sorunlarda oldukça işe yarıyor. Virtual pc teknolojisi son yıllarda çok yüksek bir teknolojiye ulaştı, artık güçlü bir server'ın içine 10 adetten fazla server kurulabilir duruma geldi. Bu sayede hem elektrik tüketimi, hem üretilen aşırı ısı ile doğaya verilen zararlar, tabiki oldukça düşen yatırım giderleri ile artık hosting firmaları, büyük kurumlar, şirketler virtual server'lar kurarak network ve bilgisayar sistemlerinde oldukça rahatlıyorlar. Ayrıca donanım arızalarında kolayca başka bir server a taşıma sayesinde saatlerce server kurulum bütün ayarların yeniden yapılması yada backup lardan geri dönüme ihtiyaç kalmıyor. Snap Shot teknolojisi ile update yada program sorunlarında anında bir önceki düzğün çalışan hale geri dönülebiliyor. Bunun gibi bir çok özellikler sayılabilir.

Fakat mevcut bir bilgisayarın virtual pc nin içine aktarılmasından sonra bütün programlarınızın sorunsuz çalışacağınıda düşünmeyin. Bazı özel yazılımlar kurulumu sırasında sabit diskinizin seri numarasını yada bilgisayarınızın bios seri numarasını kullanarak lisanslama yapmışsa, virtual pc ye geçitiğinizde artık bu numaralar geçerli olmayacağı için bu yazılımlarınız çalışmayacaktır. Virtual pc ye geçişten sonra testleriniz sırasında yazılım çalışmazsa yapacağınız pek birşey olmayacaktır.

Evet şimdi eski bilgisayarımızın fiziksel diskini virtual hard disk formatına çevirmek için hazırlık yapalım. Kullanacağımız birinci aracımız microsoft sysinternals tarafından geliştirilen Disk2vhd.exe dir. www.sysinternals.com adresinden indirebileceğiniz bu araç ile kolay bir şekilde eski bilgisayarınızın windows yüklü diskini vhd formatına kopyalayarak çevirebilirsiniz. Tabiki programı kullanmadan önce xp yüklü diskinizin büyüklüğüne göre NTFS file systeme göre formatlanmış bir harici diski bilgisayara bağlayıp, komutu çalıştırıp windows yüklü diskinizi seçip vhd dosyanızın kayıt edileceği yeri ve dosya adını verip işleme başlayabilirsiniz.

Sabit diskinizin büyüklüğüne göre bir iki saatlik işlemden sonra fiziksel diskinizin VHD formatına çevrilmesi tamamlanınca. Artık elinizdeki VHD dosyasını yeni nesil bilgisayarınıza kopyalamasını yapmanız gerekiyor. Eğer harici disk üzerinden çalıştıracaksanız bu işlemi geçmeniz ve direk olarak virtual pc kurulumuna başlamanız yeterli.

Virtual PC Windows 8 ile birlikte tabiki artık kullanımda değil ve windows 8 den itibaren Microsoft'un yeni nesil virtual PC programı olan Hyper V de kullanılabilir. Virtual PC microsoft sitesinden indirilebilirken, Hyper V windows 8 in içinde entegre edilmiş durumda, Windows un içinden Program Ekle Kaldır bölümündeki Windows eklemeleri içinden kurulum yapılması gerekmekte. Bu işlemi yaptıktan sonra yapmamız gereken, Windows XP için bir Virtual PC ayarı yapıp sabit disk olarak VHD dosyamızı seçmemiz yeterli, sonrasında kurduğumuz XP virtual Pc yi çalıştırdığımızda Windows XP nin birinci kurulum aşaması bitmiş oluyor.

Fakat:

Virtual PC yi çalıştırdığımızda karşımıza birkaç problem çıkma olasılığı oldukça yüksek, birincisi, XP nin boot işlemini yapamaması " Boot failure " ve benzeri hata mesajlarının çıkması, bu hata mesajının düzeltilmesi bir hayli güç olabiliyor. Boot hatası çözüldüğünde bu sefer Harddisk Controller sürücü hatası çıkmaya başlıyor ve XP açılamadan reset olmaya başlıyor. Çözülmesi gereken ikinci problem ise bu, daha sonra ise XP Lisanslama problemi karşınıza çıkıyor çünkü artık eski PC yok ve yeni bir Virtual PC var. Tabiki bu problem de çözüldükten sonra yukarıda da belirttiğimiz gibi lisanslı programlarınızdan belki bazıları lisanslama hatası verebilecektir.

Şimdi teker teker yukarıda bahsettiğimiz hataları çözmeye çalışacağız, fakat yazımızın çok uzun olmaması için her bir hata yada problemi farklı bir yazımızda anlatacağız, yakında bütün çözümleri burada sizlerle paylaşacağım.















Windows 8 ve Windows 10 kilit ekranı süresinin ayarlanması

Windows 8 ve windows 10 ile birlikte gelen bir özellik ve bu özellikle ilgili bir problemden bahsedelim.

Bir çoğunuzun da dikkatini çekmiştir ki, Windows 8 veya windows 10 kullanım durduğunda 1 dakika sonra ekran kilitleniyor ve her nekadar ekran ayarlarını değiştirseniz bile bu 1 dakika içinde ki ekran kitlenmesi değişmiyor.

Tabiki bu olay bir çoklarınız için baya bir sıkıcı olsa gerek. 1 dakika çok kısa bir süre ve her seferinde şifrenizi yazıp yeniden ekranı açmanız gerekiyor.

Bu problemi windows un ekran ayarları ve güç tüketim ayarlar ekranından da görünürde değiştiremiyorsunuz.

Gerçi bu ayar aslında "Gelişmiş Güç Tüketim Ayarları" ekranında olması gerekirken, oraya baktığınız da göremiyorsunuz. Çünkü gizli durumda bulunuyor.

Öncelikle bu ayar ekranını Register dan açmak gerekiyor.

Windows un "Çalıştır" yerinden "regedit" i açıyoruz.



Ve aşağıdaki yolu takip ederek EC4B3A5-6868-48c2-BE75-4F3044BE88A7 isimli veriye ulaştığımızda üzerine basıyoruz.

◾HKEY_LOCAL_MACHINESYSTEM CurrentControlSet Control PowerPowerSettings 7516b95f-f776-4464-8c53-06167f40cc998 EC4B3A5-6868-48c2-BE75-4F3044BE88A7

ve aşağıdaki işlemi yaparak. Attributes seçeneğindeki 1 olan değeri 2 olarak değiştiriyoruz.

◾Attributes üzerine iki defa tıkladığınızda “1” olan değeri “2” olarak değiştiriyoruz.
◾regedit programını kapatıyoruz.

Bu işlemleri başarılı bir şekilde bitirdikten sonra;

Bilgisayar ayarlar ekranından Güç Seçenekleri ekranına girip
Seçili olan Güç plan ayarlarının üzerine basıp Gelişmiş güç ayarları ekranına giriyoruz.
Çıkan ekranda bir sürü ayarlar olduğunu göreceksiniz. Aşağı doğru ilerlediğinizde "Ekran" başlıklı ayarların alt ayarlarına girerseniz orada "Console lock display off timeout"
ayarının alt başlığında Cihaz pilde iken 1 dakika ve Elektrik bağlı iken yine 1 dakika olarak ayarları göreceksiniz.



Bu ekranda istediğiniz dakika ayarlarını yaptıktan sonra artık Windows 8 yada Windows 10 belirlediğiniz süre sonra kilit ekranına dönecektir.