VanMoof, yıllar boyunca şehir içi ulaşımı yeniden
tanımlamaya çalışan yenilikçi elektrikli bisikletleriyle dikkat çekti. Markanın
ürün gamında uzun süre iki farklı tasarım dili öne çıktı: S ve X serileri. S
serisi, daha büyük kadro yapısıyla klasik bir şehir bisikleti görünümüne
sahipken, X serisi 24 inç tekerlekleri ve kompakt yapısıyla daha çevik, daha
küçük bir alternatif sunuyordu.
Bir süre kullandığım VanMoof S2’den oldukça memnun kaldığım
için, koleksiyonuma bir gün mutlaka bir X serisi eklemek istiyordum. O fırsat
geçtiğimiz aylarda karşıma çıktı. Yaşadığım şehirdeki bir bisikletçinin satışa
çıkardığı arızalı bir VanMoof X3 ilanını gördüm. Bisiklet çalışmıyordu ancak
fiyatı oldukça cazipti: sadece 200 avro.
Bu rakam ilk bakışta sıradan görünebilir. Ancak ikinci el
piyasasında çalışan ya da profesyonelce yenilenmiş bir VanMoof X3'ün genellikle
1.000 ile 1.300 avro arasında alıcı bulduğunu düşünürsek, bu satın alma aslında
başlı başına bir maceranın başlangıcıydı.
VanMoof X3 Hakkında
![]() |
| Vanmoof X3 Black |
![]() |
| Vanmoof X3 Black |
VanMoof X3, 155 ila 200 cm boy aralığındaki kullanıcılar
için tasarlanmış kompakt bir şehir bisikleti. Yaklaşık 21 kilogram
ağırlığındaki bu model; 504 Wh kapasiteli bir batarya, 59 Nm tork üreten 250W
ön tekerlek motoru ve markanın oldukça iddialı elektronik otomatik vites
sistemiyle geliyor.
Öne çıkan özellikleri arasında:
- 250W
ön tekerlek motoru
- 59
Nm tork
- Elektronik
kontrollü 4 vitesli otomatik göbek sistemi
- 25
km/s hıza kadar pedal desteği
- Turbo
Boost düğmesi
- 60–150
km arasında değişen menzil
- Entegre
GPS takip sistemi
- Kick
Lock hırsızlık önleme sistemi
- Hidrolik
disk frenler
Kısacası X3, yalnızca bir elektrikli bisiklet değil; aynı
zamanda tekerlekler üzerinde hareket eden bir teknoloji platformu.
Satın Aldığımda Durum Pek İç Açıcı Değildi
Bisikleti satın aldığımda satıcının verdiği arıza raporu
oldukça tanıdıktı. VanMoof'un en meşhur ve ne yazık ki şirketin kötü ün
kazanmasına sebep olan problemlerinden biri olan kablo demeti (wiring harness)
arızası bu bisiklette de mevcuttu.
Bu arıza nedeniyle:
- Motor
desteği çalışmıyordu.
- Elektronik
vites sistemi devre dışıydı.
- Korna
işlevsizdi.
- Turbo
Boost butonu tepki vermiyordu.
Tek sevindirici haber, gövde içine entegre edilmiş ana
bataryanın oldukça sağlıklı durumda olmasıydı. Bataryanın sağlık değeri (SOH)
%98 olarak ölçülmüştü.
En Büyük Sorun: Kablo Demeti
Tamir sürecine başlamadan önce yapılması gereken ilk iş
kablo demetinin değiştirilmesiydi.
İlk etapta bunun kolay olacağını düşündüm. VanMoof S3 için internette çok sayıda yedek
parça bulunuyordu. Ancak X3 için durum tamamen farklıydı. Haftalar süren
aramalardan sonra nihayet bir satıcıda uygun parçayı bulabildim ve 130 avroya
satın aldım.
Yetkili ya
da uzman bir bisikletçi bu tamir için benden yaklaşık 450 avro talep ediyordu.
Bu ücretin içine kablo demeti de dahildi. İlk başta işlemi kendim yaparak ciddi
miktarda tasarruf edebileceğimi düşündüm.
Fakat
araştırmalar ilerledikçe durumun pek de basit olmadığını anladım.
İnternet
forumlarında ve tamir videolarında birçok kişinin kablo demeti değişiminde
başarısız olduğunu gördüm. Sebebi ise VanMoof'un özel servis ekipmanlarından
birine ihtiyaç duyulmasıydı. Bu aparat olmadan yeni kablo demetini şase
borusunun içerisinden geçirip yerine oturtmak neredeyse imkânsızdı.
3D
Yazıcı ile Üretilen Kurtarıcı Parça
Forumların
birinde bu özel aparatın fotoğrafına rastladım. Daha da ilginci, bir kullanıcı
aparatın 3D modeli dosyasını paylaşmıştı.
Şanslıydım.
Yakın bir
arkadaşımın 3D yazıcısı vardı. Dosyayı ona gönderdim ve parçayı basmasını rica
ettim. Daha sonra bu aparatı bir metre uzunluğundaki 15 mm bakır su borusunun
ucuna sabitleyerek kendi servis aracımı üretmiş oldum.
İnternette
Gizlenmiş Eğitim Videosu
Ancak işin
zorlu kısmı yeni başlıyordu.
Karşılaştığım
en büyük problemlerden biri, X3 modeline ait ayrıntılı söküm videolarının
neredeyse hiç bulunmamasıydı. İnternetteki içeriklerin büyük çoğunluğu S3
modeli üzerine hazırlanmıştı ve iki bisikletin iç yapıları düşündüğümden çok
daha farklıydı.
Tam umudumu
kaybetmeye başlamışken forumlarda dolaşırken gizlenmiş bir YouTube bağlantısına
rastladım.
Bu video
normal aramalarda görünmüyordu. Özel bağlantıyla erişilebilen içerik,
VanMoof'un yetkili servislerine yönelik hazırladığı teknik eğitim videosuydu.
Kablo demetinin nasıl değiştirileceğini adım adım anlatıyordu.
Videoyu
birkaç kez izledikten sonra işe koyuldum.
Bisikleti
tamamen söktüm ve eski kablo demetini çıkardım.
Tasarım
Hatası ve Kaçınılmaz Son
Söküm
sırasında ilginç bir ayrıntı fark ettim.
Bisiklet
üzerindeki kablo demeti daha önce de değiştirilmişti.
Yaklaşık
4.500 kilometre kullanılmış bu bisiklette ikinci kez aynı arızanın yaşanmış
olması şaşırtıcı değildi. Çünkü sorun yalnızca parçanın ömrüyle değil,
tasarımın kendisiyle ilgiliydi.
Ön çatal
sağa ve sola döndükçe kablo demeti şase içerisindeki dar bir noktada sıkışıyor,
zamanla eziliyor ve sonunda kopuyordu.
VanMoof bu
durumu engellemek için direksiyon dönüşünü sınırlandıran bir vida kullanmıştı.
Ancak bu çözüm yeterli değildi. Direksiyon hâlâ kabloya zarar verecek kadar
dönebiliyordu.
Bu nedenle
yeni kablo demetini takarken ön maşadaki sınırlayıcı vidayı daha geniş başlı
bir vida ve ek pul ile değiştirdim. Böylece direksiyonun dönüş açısı biraz
azaltıldı ve kablo üzerindeki baskı büyük ölçüde ortadan kalktı.
Fren
Hattı ile Mücadele
Tamirin bir
diğer zorlu bölümü ise arka hidrolik fren hattıydı.
Fren
hortumu şase içerisinden geçtiği için demontaj sırasında ciddi uğraş
gerektiriyordu. Ne kadar denesem de hortumu zarar vermeden sökmeyi
başaramadım ve sonunda kesmek zorunda kaldım.
Bu da fren hattının yeniden hazırlanması, uçlarının
preslenmesi, fren yağının doldurulması ve sistemdeki havanın alınması gibi ek
işlemleri beraberinde getirdi.
Uzun uğraşların ardından nihayet bisikleti yeniden toplamayı
başardım.
İlk Çalıştırma ve Yeni Bir Sorun
İlk açılış anını hâlâ hatırlıyorum.
Lambalar
yanıyordu.
Otomatik
vites çalışıyordu.
Kick Lock
sistemi sorunsuz devreye giriyordu.
Fakat her
şey yolunda değildi.
Korna
çalışmıyordu.
Turbo Boost
düğmesi tepki vermiyordu.
En önemlisi
ise motor hâlâ pedal desteği sağlamıyordu.
Hemen Korna
düğmesinin testleri yaptım. Düğme bozuktu ve hemen yenisini sipariş verdim ve değiştirdim.
Korna düğmesi aynı zamanda bisikletin çalıştırılması içinde kullanılıyor bu
yüzden iki işlevi birden düzeltmiş oldum.
Moraller biraz
bozulmuş olsa da bu noktadan sonra geri dönmek mümkün değildi.
Suçlu:
Yanmış MOSFET'ler
Yaptığım
araştırmalar sonunda asıl problemin kontrol ünitesinde olduğunu ortaya
çıkardım.
Kablo
demetinin şase içerisinde sıkışıp yalıtımının zarar görmesi bazı hatların kısa
devre yapmasına neden oluyordu. Bu kısa devre ise motor kontrol ünitesindeki
MOSFET'leri ve sürücü devresini yakıyordu.
Kontrol
kartı içerisinde bulunan altı adet MOSFET ve MOSFET sürücüsü, bu arızaların en
sık görülen kurbanlarıydı.
Sonunda
internette bu konuda uzmanlaşmış bir tamirci buldum. Kontrol ünitesini
göndererek tüm MOSFET'lerin ve sürücü devresinin değiştirilmesini sağladım.
Tamirin
bedeli 130 avroydu.
Sonuç:
Başarılı Bir Restorasyon
Onca
emeğin, araştırmanın ve sayısız saatin ardından proje mutlu sonla tamamlandı.
Yaptığım masraflar şu şekildeydi:
- Kablo
demeti: 130 avro
- Kontrol
ünitesi tamiri: 130 avro
- Tamir
malzemeleri ve ekipmanlar: 100 avro
- Bisikletin
satın alma bedeli: 200 avro
Toplam: 560 avro
Bugün çalışan ve bakımları yapılmış bir VanMoof X3'ün ikinci
el piyasasında 1.000–1.300 avro arasında satıldığı düşünüldüğünde, bu proje
yalnızca ekonomik bir kazanç sağlamadı. Aynı zamanda modern bir elektrikli
bisikletin karmaşık dünyasına açılan öğretici bir yolculuk oldu.
Bazen bir projenin gerçek değeri, sonunda ortaya çıkan
sonuçtan çok, o sonuca ulaşırken öğrenilenlerdir. Bu VanMoof X3 de benim için
tam olarak böyle bir hikâyeydi: hurda olarak görülen bir bisikletin, sabır,
araştırma ve biraz da mühendislik merakı sayesinde yeniden yollara dönmesinin
hikâyesi.




